DOLAR
18,5780
EURO
18,4853
ALTIN
1.027,88
BIST
3.484,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
21°C

Mert Ali EREN

............

    Dünden Bugüne Karantina

    02/09/2022 15:24
    A+
    A-

    1800’lü yıllarda dünyada 3 tane karantina adası bulunuyordu. Bunlardan sadece biri günümüze ulaşabildi ve bu bir olan, özel olan Osmanlı Devletinde, İzmir’in sınırları arasında bulunan Urla tahaffuzhanesiydi…

    Bilirsiniz ki muhafaza kelimesi günümüzde sık sık kullanılmaktadır. Asıl olarak kelimenin anlamı bir şeyi korumaktır. Koruyan şeye ise bildiğiniz gibi muhafaza denilirdi.

    İşte bu muhafaza kelimesinden türetilerek tahaffuzhane meydana getirildi. Tahaffuzhanelerin asıl görevi salgın hastalıklara karşı bir ön tedbir almaktı. Nasıl ki bizler 2020 yılında patlak veren Corona vakaları ile birlikte kendimizi evlere hapsetmiş, karantina altına almıştık işte 1800’lü yıllarda ise karantinalar, tahaffuzhanelerde yapılırdı…

    Bu tahaffuzhanelerde insanlar, şahsi, hususi eşyaları, kıyafetleri dahil olmak üzere ayrı bir şekilde barındırılırdı. Özellikle bir liman kenti olan İzmir ticari faaliyetlere çok açıktı. Bu sebeple Avrupa’dan gelen veba, kolera gibi ölümcül salgın hastalıklar Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan halkın sıhhati ve rahatı için bu şehre gelenlerin veya Osmanlı ülkesinde deniz yolu ile ticaret yapmak isteyenlerin öncelikle kendilerini kanıtlamaları gerekiyordu…

    Reklam

    Urla’da tahaffuzhanesinde ticaret ve çeşitli sebeplerle Osmanlı ülkesine girmek isteyenlerin öncelikle barındırıldıkları binalar vardı. Kendilerine has özel banyo ve hamamları vardı. Burada insanlar sınıflandırılarak hastalıkların şiddetleri ölçülürdü. Az hasta olanlar bir yere, salgın hastalık tehdidi taşıyanlar başka bir yere, sağlam olanlar ise 2 veya 3 gün konaklandırıldıktan sonra rotalarının takip edilmesine tekrar izin verilirdi. Hastalıktan ölenler için de adada mezarlık yaptırılmıştı.

    Kıyafetler İçin Sterilizasyon Mekanizmaları

    Bu tahaffuzhanelerde kıyafetler için de 110 santigrat dereceye kadar çıkan buharlı cihaz mekanizmaları bulunuyordu. Hastaların önce hastalıklarından kurtulması, daha sonra ise hastalıklı elbiselerinden kurtulması yani, aynı hastalığın tekrar nüfuz etmesinin önlenmesi için yapılan son derece faydalı buhar mekanizmalı makineler bulunuyordu. Tıpkı bugün kullandığımız çamaşır makineleri gibi…

    Zamanında dünyanın en kuvvetli 3. donanmasını yapan Sultan Abdülaziz Han elbette böyle bir ileri görüşlülük teknolojisini de atlayacak değildi…

    Kendisinden önce tahta bulunan Abdülmecid Han böyle bir girişimde bulunmuş ancak tahavuzhanelerin vuku bulması Sultan Abdülaziz’e Müyesser olmuştu.

    Urla Tahaffuzhanesi Dıştan Görünümü

    İzmir’in Urla semtinde bulunan bu daha tahaffuzzhanenin bulunduğu adanın ayrıca bir geçmişi de vardı. Büyük İskender Orta doğu’nun zenginliklerini ele geçirmeye doğru çıkmış olduğu rotada, bazı yerlerde konaklamışlardı özellikle bu urla’daki adayı kendisi çok sevmiş ve buraya bir köprü yaptırmıştı. Ancak Deniz seviyesinin yükselmesi ile ve aradan geçen yılların deformasyonuyla ortadan kaybolmuştu.

    Yine bir başka bir köprü de Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştı bugün de o köprünün kalıntıları bulunmaktadır.

    Bugün ayakta kalan tek tahaffuzhane Adası Türkiye’de bulunmaktadır. Amerika New York, ve Hırvatistan’da bulunan tahaffuzhaneler maalesef ki tarihin isli sayfalarına karıştılar…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.